Evrenin bir simülasyon olma ihtimali ve kuantumun "işlemci tasarrufu" taktiği.
İÇERİĞİ AÇ →Evrimin gerçeği bizden gizlemesi. Uzay-zaman sadece bir masaüstü ikonu mu?
İÇERİĞİ AÇ →Dejavu ve VR Gözlüğünün Çökmesi: Nörolojik hatalar mı, sistemin açığı mı?
İÇERİĞİ AÇ →"Bu arayüzün içinde ileri ve geri gidebildiğimiz tek yön 'zaman' ise, zaman nedir?"
BÖLÜM 4: ZAMAN'A GEÇ →Eğer teknoloji bir gün bilinci simüle edebilecek kadar gelişirse, istatistiksel olarak bir simülasyonun içinde olma ihtimalimiz %99,9’dur. Nick Bostrom tarafından popüler hale getirilen bu argüman, gelişmiş medeniyetlerin atalarının tarihini incelemek için devasa simülasyonlar kuracağını savunur. Eğer tek bir "gerçek" evren ve o evrenin yarattığı milyonlarca simülasyon varsa, şu an "orijinal" evrende olma ihtimalimiz milyonda birdir.
Fizik kuralları aslında evrenin üzerine kurulu olduğu kaynak kodlarıdır. Kuantum mekaniği bize maddenin ancak bakıldığında var olduğunu söyler. Bu durum, modern bilgisayar oyunlarındaki "İşlemci Tasarrufu" (Optimization) mantığıyla ürkütücü derecede benzerdir.
Bir video oyununda, oyuncunun arkasında kalan dağlar veya binalar sistem kaynaklarını tüketmemek için çizilmez; onlar sadece bellekteki birer veridir. Çift Yarık deneyi tam olarak bunu yapar: Elektron, bakmadığınız sürece bir "dalga" (olasılık verisi) iken, ona baktığınızda bir "parçacık" (render edilmiş grafik) olur.
Evrenin bir hız sınırına (ışık hızı) sahip olması, donanım limitlerini; Planck uzunluğu gibi alt sınırların olması ise piksel çözünürlüğünü andırır. Belki de "Kutu", aslında bir süper bilgisayarın işlemcisinden başka bir şey değildir.
Bilişsel bilimci Donald Hoffman'ın savunduğu bu teoriye göre, algıladığımız dünya gerçekliğin kendisine değil, bir bilgisayarın "Masaüstü Arayüzü"ne benzer. Bilgisayar ekranınızdaki mavi, dikdörtgen bir klasör ikonu aslında gerçek bir klasör değildir; o, arka planda çalışan milyonlarca satır karmaşık kodun ve transistörlerdeki elektrik voltajlarının sizin için basitleştirilmiş bir temsilidir.
Hoffman’ın FBT (Fitness Beats Truth - Uyumluluk Gerçeği Yener) Teoremi matematiksel olarak şunu kanıtlar: Evrim, gerçekliği gören canlıları değil, hayatta kalmaya odaklı (gerçeği gizleyen) canlıları ödüllendirir.
Eğer bir yılanın zehirli olduğunu bilmek istiyorsanız, onun atomik yapısını veya kuantum dalga fonksiyonunu görmenize gerek yoktur. Sadece "yılan" ikonunu tanımanız hayatta kalmanız için yeterlidir. Dolayısıyla Uzay-Zaman gerçekliğin kendisi değil, evrenin karmaşık verilerini yönetebilmemiz için bizim için tasarlanmış bir grafik kullanıcı arayüzüdür (GUI).
Hoffman’ın dediği gibi: *"Uzay ve zaman, gerçeği ortaya çıkarmak için değil, onu gizlemek için oradadır."* Bizler bu arayüzün dışına çıkamadığımız sürece, ikonların arkasındaki "bilgisayarın içindeki donanımı" (yani mutlak gerçeği) asla göremeyiz.
Eğer içinde yaşadığımız evren matematiksel bir algoritma ise, her karmaşık yazılımda olduğu gibi bu sistemin de "hata vermesi" (glitch) kaçınılmazdır. İnsanlık tarihi boyunca mucize, kehanet veya paranormal olay olarak adlandırılan pek çok durum, aslında evrenin kaynak kodundaki anlık bir takılma olabilir mi?
En yaygın örneklerden biri olan Dejavu, beynin veriyi işlerken yaşadığı basit bir nörolojik gecikme (lag) olarak açıklansa da, simülasyon teorisyenleri bunu "sistemin bir veriyi iki kez yüklemesi" olarak yorumlar. Tıpkı bir VR gözlüğünde görüntünün saniyelik donması veya bir nesnenin içinden geçilmesi gibi.
Kuantum dünyasındaki "Tünelleme" (bir parçacığın aşılmaz bir engelin içinden geçmesi), klasik fizik kurallarına göre imkansızdır. Ancak dijital bir dünyada bu, bir karakterin duvarın (collision box) dışına taşması (clipping) kadar doğaldır. Bizim "doğa kanunu" dediklerimiz, sistemin üzerine kurulu olduğu katı sınırlardır (boundaries); bu sınırlar sarsıldığında, simülasyonun dikiş izlerini görmeye başlarız.
Eğer gerçeklik sadece zihnimizde render edilen bir arayüzse, yaşadığımız her "tuhaflık" aslında donanımın bir yerlerde ısındığını veya yazılımın bir mantık hatasına düştüğünü gösterir. Kutu, mükemmel değildir; o sadece mükemmel olduğuna inanmamız için tasarlanmıştır.