Maxwell'in Şeytanı: Bilgi Enerjiye Dönüşebilir mi?
19. yüzyılın en büyük fizikçilerinden James Clerk Maxwell, termodinamiğin sarsılmaz görünen yasalarına meydan okuyan hayali bir varlık yarattı. Ortasında küçük bir kapı olan kapalı bir kutu hayal edin. Kutunun içinde her yöne rastgele savrulan moleküller var.
İşte tam bu noktada, kapının başında bekleyen o meşhur "Şeytan" devreye girer. Şeytanın tek bir görevi vardır: Kutudaki molekülleri izlemek. Hızlı hareket eden (sıcak) molekülleri kutunun sağ tarafına, yavaş hareket eden (soğuk) molekülleri ise sol tarafına ayırır. Hiçbir iş yapmadan, sadece kapıyı açıp kapatarak kutunun bir yarısını ısıtır, diğer yarısını soğutur.
Bu durum, evrenin en kutsal kurallarından biri olan Termodinamiğin İkinci Yasası'nın (entropinin her zaman artması gerektiği kuralının) ihlali demektir. Peki, bu şeytan evrenin yasalarını nasıl kandırabiliyor?
Cevap Bilgidir. Şeytanın molekülleri ayırmak için önce onları gözlemlemesi ve bilgisini hafızasında tutması gerekir. 1960'larda Rolf Landauer'in kanıtladığı gibi; bilgiyi işlemek ve en önemlisi bilgiyi silmek, fiziksel bir bedel ödetir ve çevreye ısı yayar. Maxwell'in Şeytanı bize şunu fısıldar: Bilgi, enerjidir. Eğer evren bir simülasyonsa, bu simülasyonun her bir veri biti, fiziksel gerçekliğimizin ham maddesidir.
Zaman yolculuğu, Einstein’ın Genel Görelilik kuramına göre teorik olarak mümkündür; yeterince hızlı giderseniz veya devasa bir kütleçekiminin (kara delik) yanına yaklaşırsanız geleceğe ışınlanabilirsiniz. Ancak "geçmişe" gitmek istediğinizde, evrenin mantıksal işletim sistemi hata vermeye başlar: Büyükbaba Paradoksu.
Eğer geçmişe gidip büyükbabanızın babaannenizle tanışmasını engellerseniz, siz hiç doğmamış olursunuz. Ama siz doğmadıysanız, geçmişe gidip bu engellemeyi yapan kişi kimdir? Bu, evrenin kaynak kodunda bir "Infinite Loop" (Sonsuz Döngü) hatasıdır.
Fizikçiler bu hatayı çözmek için iki ana teori sunar. Birincisi, Novikov'un Kendini Tutarlılık İlkesi: Geçmişe gitseniz bile, evren sizin o değişikliği yapmanıza fiziksel olarak izin vermez; yani ne yaparsanız yapın büyükbabanız hayatta kalır. İkincisi ise Çoklu Dünyalar Yorumu: Büyükbabanızı engellediğiniz an, yeni ve paralel bir evren dalı yaratırsınız. Kendi evreninizde hala varsınızdır ama bu yeni daldaki "siz" hiç doğmayacaktır.
Zaman yolculuğu, evrenin bir "yazılım" olduğunu en çok hissettiren yerdir. Eğer zaman bir nehirse, paradokslar bu nehrin akışını bozan tıkanıklıklardır. Belki de ışık hızı limiti, bizlerin sistemdeki bu "geçmişe yazma" yetkisini kullanmamızı engelleyen bir erişim kısıtlamasıdır.
Milyonlarca insanın Nelson Mandela'nın 80'lerde hapiste öldüğünü çok net hatırlaması, ancak onun 2013'te özgür bir adam olarak ölmesi... Mandela Etkisi, geniş insan kitlelerinin gerçekle örtüşmeyen ortak bir yanlışı "gerçek" gibi hatırlaması fenomenidir. Sadece bir hafıza hatası mı, yoksa gerçekliğin dokusundaki sarsıcı bir kayma mı?
Psikologlar bunu "Konfabulasyon ile açıklasa da, simülasyon teorisyenleri başka bir pencere açar: Evrenin veritabanında yapılan bir "Hotfix" (Sıcak Yama) veya iki paralel evrenin zaman çizgilerinin anlık olarak kesişmesi.
Monopoly amcasının hiç olmayan monokl gözlüğü, Pikachu'nun kuyruğundaki hayali siyah bant veya meşhur film repliklerinin aslında hiç söylenmemiş olması... Eğer gerçeklik bir yazılımsa, Mandela Etkisi sistemin "eski sürümünden" (legacy version) zihnimizde kalan önbellek (cache) verileridir.
Veritabanı yöneticileri (varsa) sistemi güncellediğinde, tüm istemcilerin hafızasını %100 temizleyememiş olabilirler. Bu durum, sitemizdeki "Kutuyu Açmak" eyleminin aslında bir sistem açığını keşfetmek olduğunu gösteren en somut ipucudur.